GELİŞİM DÖNEMLERİ 1

PİAGET’NİN BİLİŞSEL (ZİHİNSEL) GELİŞİM DÖNEMLERİ VE ÖZELLİKLERİ

A-DUYUSAL MOTOR DÖNEMİ (0-2 YAŞ)

    Refleksif davranışlardan amaçlı davranışlara (6-8. aylarda) geçilir.

     Yeni doğan bir bebeğin davranışlarının tamamı reflekslerden oluşmaktadır. Örneğin dudağına dokunulduğunda emmesi, annesi parmağını avucuna koyduğunda avucunu kapatması ilk refleksif davranışlardır.

     6. ve 8. aylardan itibaren bebek bir şeye dokunmak için uzanmaya, kendisine yapılan hareketlere gülmeye başlar. Bu sürece bağlı olarak nesnelerin devamlılığı, döngüsel tepki,taklit ve ertelenmiş taklit gibi düşünme biçimleri kazanılır.

    Nesnelerin sürekliliği (kalıcılığı) kazanılır: Nesne sürekliliği bir nesne veya kişinin görme alanının dışına çıktığında bile doğada yok olmadığının farkına varılmasıdır. Bebek için önceleri bir nesne ancak görme alanının içindeyse varıdr. 5 aylık bir bebek gözünün önündeki bir nesne kaldırıldığında, yok olduğunu böyle bir nesnenin evrende bulunmadığını düşünür. 9. aydan itibaren bebek nesnenin o görmese de var olduğunu, görüş alanından çıktığında yok olmadığını fark eder. Bebek, gözünün önünden kaldırılan nesnenin yok olmadığını bilir ve onu değişik şekillerde aramaya çalışır. Yine, 9 aylık bir çocuk annesi gözünün önünden ayrılarak mutfağa girdiğinde annesinin mutfakta olduğunu anlar. Nesne sürekliliği kazanma, refleksten iradeli (bilinçli) davranışa geçmede ilk adımdır. Nesne sürekliliği yaklaşık 8. ayda başlayan 18. ayda tamamlanan bir özelliktir.

     Taklit: Bebek bir davranışı takip eder ve aynısını yapar. Örneğin, 6 aylık bir bebeğe gülen bir anneye bebeği de aynı karşılığı verir. Bu da zihinsel işlevlerin başladığının bir işaretidir.

      Ertelenmiş Taklit: Bebek önceleri, gördüğü bir modeli taklit ederken, daha sonra model ortada olmasa (görmezse) da taklidini yapabilir. Bebeğin görmüş olduğu bir olayı, zihnine kaydederek, olay ortadan kalktıktan sonra (gözlerinin önünde olmadığında) tekrarlaması, o olayı taklit etmesidir. Örneğin, 2 yaşındaki bir kız çocuğunun annesi yokken oyuncak bebeğini ayağında sallayarak uyutmaya çalışması ertelenmiş taklittir. Yine çocuklar olaylar karşısında ebeveynleri ile aynı tepkiyi verdiği, hatta aynı sesleri çıkardığı gözlenir. Bu durum bebeklerin davranışı zihinde hayal etme, hatırlama ve tekrarlama yeteneğine erişmiş olduklarını gösterir. Bu yetenek çocukta dil gelişimi ve diğer pek çok davranış için önemlidir

    . Döngüsel (Devresel) Tepkiler (egzersiz): Bebeğin belli türdeki davranışları sürekli tekrarlamasıdır. Piaget’ye göre döngüsel tepki, bebeğin yeni kazandığı beceriyi, yeni öğrendiği bilgiyi özümsemesi ve şemalarına yerleştirmesi için yapılır. Çocuk, önceleri tesadüfen yaptığı davranışları daha sonra bilerek/iradeli yapar.

      Alışkanlık Kazanma: Döngüsel tepkiler sonucunda bazı davranışlar tekrarlana tekrarlana alışkanlıklar oluşur.Örneğin çıngırağını sürekli sallayan ve bundan haz alan bebek bir süre sonra çıngırak karşısında aynı heyecanı göstermemeye başlar. Ses Buluşması: Bir bebeğin ağlayan bir bebek veya ağlama sesi duyduktan sonra kendisinin de ağlamaya başlamasıdır.Bebekler ilk aylarda kendisi ile diğerleri arasındaki ayrımı yapamadığından bir bebek ağlamaya başladığında ortamda bulunan diğer bebekler de ağlamaya başlar.

İlk deneme yanılma öğrenmeleri oluşur.

 

B-İŞLEM ÖNCESİ DÖNEM (2-7 YAŞ)

1-Sembolik düşünme(2-4 yaş)

     Çocukta bir nesne veya kişi yerine bunları sembollerle ifae etme yeteneği gelişir. 2-4 yaşındaki bir çocuk, gözünün önünde bulunmayan ya da hiç olmayan nesne, kişi ve olayı temsil eden bir sözcük ya da işaret kullanabilir. Örneğin, bu yaştaki bir erkek çocuğu bir sopayı at olarak düşünüp oyun oynayabilir. Ya da bir kız çocuğu bir kalemi mikrofon olarak kullanıp şarkı söyleyebilir. Sembolik düşünmenin ürünü sembolik oyunlar başlar. Çocuk bir köşede kendi başına hayaller kurup elindeki farklı nesnelerle oyun oynayabilir. Örneğin eline aldığı bir tabağı araba direksiyonu gibi düşünüp araba sürme oyunu oynayabilir. Sembolik düşünmenin bir sonucu olarak bu dönemde dil çok hızlı gelişir. Olay veya nesnelerin yerini sözcükler alır.

     Benmerkezci düşünme (egosantrizm): Çocuk olayları başkalarının bakış açısına göre değerlendirebilecek bilişsel düzeyde değildir. Herkesin olayları kendisi gibi algıladığını sanır. Örneğin telefonda konuşurken konuştuğu kişinin de orada olanları gördüğünü zanneder, hatta “bak yeni oyuncağım” diyerek telefonda göstermeye çalışabilir.

     Kendisini diğer kişilerin yerine koyma yetisine sahip değildir. Çocuk kendi gördüğünün, duygu ve düşüncelerinin başkalarında da aynı olduğunu sanır. Kendi düşüncesinden başka farklı düşünceler olabileceğini kabul etmez. Paylaşması gerektiğini düşünemez. Hoşuna giden ve ilgisini çeken her şeye sahip olmak ister. Başka çocukların elindekileri almak ister.

     Kolektif (toplu) monolog: Ben merkezci düşünmenin uzantısı olarak konuşma da ben merkezcidir. Çocuklar hep bir ağızdan ve birbirlerine karşılık vermeden konuşurlar. Çocuk karşısındakini dinlemez. Fakat onun kendisini dinlediğini varsayarak konuşur.

     Paralel oyun: Ben merkezci düşünmeden dolayı çocuklar bir arada bulunsalar bile her biri kendi oyununu oynar. Birlikte oyun kurmazlar. Aynı ortamda herkes kendi bireysel oyununu oynar.

      Devresel Tepki: Döngüsel tepkinin devamı olarak bilinçte gerçekleşen bir süreçtir. Duyulan sözel bir ifadenin sık sık tekrarlanmasıdır. Örneğin çocuk yeni öğrendiği bir şarkıyı sürekli olarak söyleyebilir.      

       Animizm (Canlandırmacılık): Canlı ve cansız nesneler arasında ayrım yapamama sonucunda ortaya çıkan karmaşadır. Çocuk, cansız nesnelere canlılık özelliklerini verir ya da hayvanlara da insani özellikler yükler. Bu özelliğin bir uzantısı olarak canlılara da cansız gibi davranır. Örneğin, bir çocuk oyuncak bebekle canlıymış gibi konuşur, üşümesin diye üzerini örtebilir. Gerçek köpekten korktuğu gibi oyuncak köpekten de korkabilir.Y ada oyuncak köpeğe davrandığı gibi gerçek köpeğe de davranır. Bir çocuğun düşüp canını yaktığında yeri dövmesi canlıcılığın bir göstergesidir. Oyun oynarken “benim dediğimi yapmıyor” diyerek ona küsebilir.Hayvanların insan gibi konuştuğunu düşünür. Ayın bir evi olduğunu, gündüz olduğunda evine gittiğin zanneder.

      2-Sezgisel Dönem  (4-7 YAŞ)

      Özelden özele akıl yürütme (ortaklık):Çocuk genelleme yapmadan akıl yürütür. İki özel durum arasında tek yönlü bir bağlantı kurarak akıl yürütür. İki özel durum arasında tek yönlü bir bağlantı kurarak akıl yürütür. Benzerliklerden yola çıkarak bir durum için geçerli olan yargıyı diğer durum için de düşünür. Örneğin, hergün kahvaltıda süt içen bir çocuk bir gün kahvaltıda süt bulunmadığında “bugün kahvaltı yapmadık” diyebilir.

        Yapaycılık: Doğal olayların bir insan tarafından yapıldığına inanır. Çocuk güneşin ve ayın Allah tarafından yaratılmış olduğunu ya da doğanın bir parçası olduğunu değil, bir kişi tarafından yapay olarak yapılmış olduğunu sanır. Ya da çocuk güneş nasıl oldu? Sorusuna bir adam onu kibritle yakmış cevabını verebilir. Radyo dinlerken insanların gerçekten radyonun içinde olduğunu düşünebilir. Tek yönlü odaklaşma: Bir olay veya durumun birden fazla yönü olduğunu düşünmez. Odaklama cocuğun dikkatini bir olay yada nesne ile ilgili özelliklerden yalnızca birisine odaklandığı için karşılaştığı problemi bir bütün olarak çözemez.

     Soru sorma: Özellikle 3-6 yaşlarda ilgi ve merak geliştiği için çocuk sürekli olarak sorular sormaya başlar. Ahlaki Değerlendirme: Çocuk ahlaki değerlendirmelerinde çevresindeki yetişkinlere bağımlıdır. Örneğin yalan söylemenin yanlış olduğunu çünkü babasının “yalan söylemek çok kötü” dediğini söyler.   

     Korunum kazanılmamıştır.: Bir nesnenin biçimi ya da konumu değiştiğinde, miktar ağırlık ve hacminde değişiklik olduğu yani, farklılaştığını düşünür. Örneğin, bir çay bardağı su, su bardağına boşaltıldığında 5 yaşındaki bir çocuk su bardağındaki suyun az olduğunu söyler. Aynı miktardaki çikolata kendisine bütün, kardeşine üç parçaya bölünerek verildiğinde “ona daha çok verdin” der. Kişilerin sürekliliğini kazanma: önceki dönemlerde nesne sürekliliğini kazanan çocuk, bu dönemde kişi sürekliliğini kazanır. Örneğin çocuk, takım elbise giymiş bir adamı gördüğünde kendi babası olmadığını anlar.

       Tersine çevirememe: Çocukların korunumu kazanmasına engel olan durumlardan biridir.Çocuklar bir işlemi tersinden düşünemezler. Çay bardağındaki suyun su bardağına boşaltıldıktan sonra tekrar çay bardağına alındığında yine aynı seviyeye geleceğini düşünemezler. Bu dönemde A=B dir, fakat B=A değildir.

      Tek Özelliğe göre sınıflama: Nesneleri büyüklük, renk, biçim gibi özelliklerinden yalnızca birine göre sıralayabilir ya da sınıflayabilir. Çünkü merkezleme düşünme özelliğindedir. Çocuktan oyun oynadığı bilyelerini sadece renklerine göre sınıflamasını bekleyebilir, ama hem renklerine hem de büyüklüklerine göre sınıflandırmasını bekleyemeyiz.

       C-SOMUT İŞLEMLER DÖNEMİ (7-11 YAŞ)

    Olaylar ve nesneler hakkında mantıksal düşünür. Sayıları ve sembolleri kullanmayı öğrenir.

     Korunumu kazanma: Görünüşteki değişikliklere rağmen bir şey eklenip çıkarılmadıkça nesnelerin niteliklerinin aynı kalacağı anlaşılmıştır. Örneğin aynı uzunluktaki iki metal telden biri büküldüğünde çocuk her ikisinin de aynı uzunlukta olduğunu bilebilmektedir.

    İşlemler tersine çevrilebilir: Bir işlemi son aşamasından başlangıç aşamasına doğru geriye götürme yeteneğini kazanmasıdır. Örneğin suyun buza, buzun suya tekrar dönüşebileceğini bilir. Sıralama ve sınıflama yapabilir.

     Benmerkezcilikten uzaklaşma: Sosyal davranışlara yönelir.

     Odaktan uzaklaşma: Çocuk bu dönemde bir durumu değerlendirmede odaktan (dikkatini bir işlemin tek bir boyutuna yoğunlaştırma) uzaklaşma zihinsel yeteneğini kazanarak bütünü oluşturan diğer boyutları ya da değişkenleri göz önünde tutabilir.

   D-SOYUT İŞLEMLER DÖNEMİ (11-18 YAŞ)

     Bu dönemde çocuk soyut kavramlar hakkında mantık yürütebilir. Zihinden soyut işlemler yapabilir. Soyut kavramları anlayabilir.Atasözlerini deyimleri mecaz anlamları çözebilir. Göreceli düşünme kazanır. Kişiye zamana yere göre değişen kavramları öğrenir. Bir sorunu farklı açılardan değerlendirebilir. Kendi doğruları ile başkalarının (anne-baba ya da öğretmenlerinin) doğruları arasındaki farkı anlar.

     Üst düzey akıl yürütebilme ve bilimsel düşünme gerçekleşir. Tümevarım, tümdengelim gibi mantıksal akıl yürütme yollarını kullanır. Hipotez kurup test edebilir. Çıkarımlar yapar, önermelerde bulunur. Ergen, başkalarının düşünceleri hakkında düşünebilir yorum yapabilir. Hipotetik düşünme oluşur. Olasılıkları dikkate alarak sonuçlar hakkında tahminler yapma yeteneği gelişir. Kendisine ait ideal, fikir, değer, inanç geliştirebilir.

     Ergen egosantrizmi (benmerkezcilik): Kendi düşüncelerinin ve söyleyeceklerinin en doğru olduğunu düşünür. “Benim felsefem en doğrudur” “Kimse bir şeyden anlamıyor” “ Bu insanlar aptal. “ gibi düşünceler geliştirir. Başkalarının kendisi ile ilgili düşüncelerine aşırı önem verir.

     Kendiyle ilgili dramatik senaryolar, hüzünlü hikayeler geliştirir. Ergen kendisini ünlü bir sporcu, sanatçı, halk kahramanı gibi hayal eder. Duyguları yoğundur ve “kimsenin kendisi kadar sevemeyeceğini” düşünür.

Yorum Yaz